Sık Sorulan Sorular

Akvaryum Hakkında Sık Sorulan Sorular

1-Biyolojik filtrasyon gerekli midir?
2-Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı?
3-Tatile gidince akvaryum ne olacak?
4-Afrika Çiklitleri: Malawi-Tanganika Gölü akvaryumları nasıl olmalı?
5-Balıklara canlı yem verilmeli mi?
6-Yeni satın alınan balıkları neden karantinaya almak gerekir, karantina nasıl yapılır?
7-Akvaryuma kaç tane balık koyabilirim?

Soru 1: Biyolojik filtrasyon gerekli midir?

Evet, gereklidir. Bir akvaryumun temiz ve berrak kalmasını sağlayanlar mekanik ve biyolojik filtrasyondur.
Mekanik filtrasyon
Mekanik filtrasyon, suyun, bir su pompası aracılığıyla elyaf gibi ince filtre malzemeleri arasından
geçirilerek tortularından ve görünür pisliklerinden arındırılmasıdır. Mekanik filtre malzemelerinin
pisliklerden tıkanmamaları için düzenli aralıklarla (tiplerine göre 2-8 haftada bir) çalkalanmaları gerekir.
Mekanik filtrasyon genellikle önemi anlaşılan bir işlemdir.
Biyolojik filtrasyon
Genelde önemi anlaşılmayan ise biyolojik filtrasyondur.
Biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumda yararlı aerobik (oksijenle soluyan) çeşitli bakteri grupları balık
dışkıları ve artık yemleri sırasıyla önce zehirli amonyağa, sonra amonyağı daha az zehirli nitrite ve sonra da
nitriti de daha da az zehirli nitrata dönüştürürler. Bu dönüşümlere azot zinciri adı verilir. Bazı bitki türleri
nitratı besin maddesi olarak kullanırlar. Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve
yosunlanmaya yol açar. Nitrat fazlası balıkların sağlıklı gelişmelerini de olumsuz etkiler. Nitrat
konsantrasyonunu yüksek olması, balıklarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve büyümenin durmasına
yol açar.
İşte bu yararlı bakteriler, filtre malzemelerinin ve akvaryumdaki kumun, ta şların ve bitkilerin yüzeylerinde
yerleşirler. Suyun oksijence zengin olması da bu bakterilerin daha iyi arıtım yapabilmesi için gereklidir.
Özet olarak biyolojik arıtımın yeterli olması için iki temel şart vardır:
Suyun oksijence zengin olması Havalandırma (su sirkülasyonu) gereklidir. Oksijen aynı zamanda balıklar
için de gereklidir.
Akvaryumda ve filtre malzemelerinde bakterilerin kolonile şebileceği yeterince yüzey bulunması Biyolojik
filtre malzemeleri bu yüzden seramik köpük, cam köpük gibi pütürlü ve girintili ç ıkıntılı, birim hacim
başına geniş yüzeylere sahip materyallerdir. Etkin bir biyolojik filtrasyon için en az akvaryum hacminin %2
si büyüklüğünde geniş bir filtre hacmi gereklidir. Akvaryum kumu da önemli bir bakteri kolonile şme
ortamıdır.
Biyolojik filtre malzemelerinden belki de daha önemli bir bakteri kolonile şme ortamı akvaryum kumudur.
Küçük bir filtreyle temizlenen kumsuz akvaryumlardaki suyun bulan ıklığının kum konulduktan bir süre
sonra geçmesi de bu yüzdendir. Bir taban sirkülasyon sistemi kullan ıldığında kumdaki biyolojik arıtma
etkinlikleri daha da hızlanır.
Biyolojik arınmanın ve biyolojik filtre malzemelerinin önemi
Biyolojik arıtımın yetersiz olduğu akvaryumlarda su çok çabuk sararır, kirlenir. Balıklarda bir sağlıksızlık,
oksijen sıkıntısı çekiyormuş gibi su yüzeyinde yüzmeler görülür. Biyolojik filtrasyonun yetersiz oldu ğu bir
akvaryumun suyunu da sık sık değiştirmek sizi kalıcı bir çözüme ulaştırmaz.
Yararlı bakterilerin nüfusları yeterli düzeye ulaşamıyorsa biyolojik filtrasyon yetersiz kalacak, amonyak ve
nitrit gibi zehirli azot bileşikleri akvaryumda zamanla çoğalacaktır. Bu bileşiklerin çoğalması da zamanla
ölümcül balık hastalıklarına ve aşırı yosunlanmaya yol açabilir.
Yeteri kadar geniş bir filtre hacminde biyolojik filtre malzemeleri ve taban kumu kullan ılarak yararlı
bakteri nüfusu yeterli düzeylere ulaştırılabilir. Böylece akvaryum suyu, düzenli su de ğişimlerinin
aksatılmaması şartıyla, (örneğin 2 haftada bir eski akvaryum suyunun %15’i kadar ı dinlenmiş taze suyla
değiştirilir) sürekli sağlıklı kalır.

Soru 2: Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı?

Aşırı yosunlanmaya karşı ilaç kullanmamanızı, doğal ve kalıcı çözümleri uygulamanızı öneriyoruz.
Piyasada satılan anti-yosun ilaçlarının çoğu yosunlar kadar bitkilere de zarar verirler.
Doğal çözümler neler olabilir:
Akvaryum doğrudan güneş ışığı almamalı
Akvaryum kesinlikle pencereden gelen güne ş ışığını doğrudan görmeyecek bir yerde olmalıdır. Yosunların
en temel besin maddesi olan fosfor, doğal sularla karşılaştırıldığında hacmi sınırlı akvaryumlarda fazlasıyla
bulunur. Bu yüzden güneş ışığıyla karşılaşan akvaryumlar çoğu zaman aşırı yosunlanırlar. Bir odada en
gölge duvar dibi, akvaryum için en uygun yerdir.
Suni ışıklandırma: Özel olarak akvaryumlar için üretilen baz ı kaliteli floresan lambalarının ışık spektrum
özellikleri, yosun gelişimini engelleyecek buna karşılık bitki gelişimini destekleyecek niteliktedir.
Yosun yiyen balıklar
Akvaryumda vatoz, otocinclus ve black molly gibi yosun yiyici bal ıklar bulundurmanız yararlı olacaktır.
Başlangıçta hızlı büyüyen bitkiler dikin Akvaryumu ilk kurdu ğunuz zaman hızlı büyüyen türlerle
bitkilendirmenizi öneririz. Hızlı büyüyen bitkiler besin maddeleri açısından yosunlara rakip olurlar.
Akvaryumda biyolojik denge oturdukça h ızlı büyüyen türleri daha yavaşlarıyla değiştirebilirsiniz.
Nitrat konsantrasyonunu düşük tutun
Akvaryum biyolojisiyle ilgili sayfamızda da anlatıldığı gibi biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumdaki
azot zincirinin son halkası nitrattır. Yararlı bakteriler tarafından balık dışkıları ve artık yemler amonyağa,
amonyak nitrite ve nitrit de nitrata dönüştürülürler. Bazı bitkiler nitratı besin maddesi olarak kullanırlar.
Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve yosunlanmaya yol açar. Bitkili akvaryumlarda
genellikle yosun daha az sorun olur. Akvaryumda nitrat konsantrasyonunun yüksek olmas ı balıkların
gelişmelerini de çok olumsuz etkiler.
Sizin de akvaryumunuzda yosunlanma nitrat fazlası yüzünden olabilir. Akvaryumunuzdaki nitrat
konsantrasyonunu kabul edilebilir sınırlar içinde tutmak için birkaç önerimiz:
Eğer bir dış filtreniz varsa bir ön filtre düzeni kurmanızı öneririz. Ön filtre kaba kirleri tutar ve esas
filtrenin erken tıkanmasını önler. Ön filtreyi su değişimleriyle beraber (1-2 haftada bir) çalkalayarak
kirlerinden arındırmak çok yararlı olur. Böylece birçok artık madde daha dönüşüm zincirinin başındayken,
henüz nitrata dönüşmeden akvaryumdan uzaklaştırılmış olur.
Düzenli su değişimlerini aksatmayın. Örneğin iki haftada bir %20 oranında (her ikinci pazar günü).
Akvaryumdan eski suyu boşaltırken dipte birikmiş tortuları da toplamanız yararlı olur. Boşalttığınız eski
akvaryum suyunun yerine koyacağınız en az iki gün dinlenmiş suya klora ve ağır metallere karşı iyi bir su
hazırlayıcı eklemek yerinde olur. Bir seferde akvaryum suyunun %40 ′ ından fazlasını kesinlikle
değiştirmeyin.
İyi bir biyolojik filtre malzemesi kullanmanızı öneririz. Bazı filtre malzemeleri, anaerobik bakterilerin de
kolonileşmesi için uygun ortam yaratarak nitratı kısmen, akvaryumdan uçup giden azot gaz ına
dönüştürürler.
Aşırı yemlemekten kaçının. Balıklarınız verdiğiniz yemi üç dakika içinde tüketebilmeli.
Akvaryuma fazla sayıda balık koymayın. Boyları 4cm’ye kadar olan balıklar için 1 litre başına en fazla
1cm balık koymalısınız. Örneğin 100 litrelik bir akvaryuma boyları 4cm olan balıklardan 25 adet
koyabilirsiniz. Daha büyük balıklar için birim boy başına daha da çok su hacmi gereklidir. Örne ğin boyu
yaklaşık 15 cm olan yetişkin bir melek balığı başına en az 40 litre su hacmi düşünülmelidir.

Soru 3: Tatile gidince akvaryum ne olacak?

Birkaç haftalık tatiller, tatil hapları, yem otomatı ve saatli şalterle artık çözülemeyecek bir sorun değildir.
Bir aylıktan genç yavruların dışında balıklar birkaç gün, hatta bir hafta zarar görmeden aç kalabilirler.
Yemlenmedikleri bu sürede akvaryumda kalmış artıklar, yosunlar ve vücut rezervleriyle idare edebilirler.
Balıkların besin ihtiyaçlarını bir hafta kadar bir süre karşılayabilecek tatil hapları vardır. Işıklandırmanın
sürekli olarak bir saatli şalter aracılığıyla belirli saatlerde açılıp kapanması sağlanabilir. Biyolojik dengesi
oturmuş, aşırı dozajda yem atılmayan bir akvaryumda bir ay veya daha uzun bir sürede suyun
değiştirilmemesi (%10-20 oranında düzenli su değişimleri) bir sorun yaratmaz.
Bazıları, balıklarının tatilde oldukları süre içinde daha az yemle idare edebilmeleri için suyun sıcaklığını 1-
2 derece düşürürler. Balıların hastalanmaması için bu düşürme aniden değil, yavaş yavaş yapılmalıdır:
Örneğin günde 0.5 derece.
Tatile gidecek akvaryum sahipleri için önerilerimiz:
Yemleme
Tetra Weekend-Futter gibi tatil hapları, balıkların besin gereksinimlerini bir hafta kadar bir süre
karşılayabilirler. Balık sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak akvaryuma kaç tane tablet atmanız gerektiği
kutu üstünde belirtilir.
Siz tatildeyken, akvaryumunuza haftada bir göz atabilecek bir tan ıdık bulun. Tatile gitmeden önce,
tanıdığınızın her hafta atması gereken tableti ve yemi uygun dozajlarıyla hazır edin. Örneğin kuru yem için
bir ölçek kaşığı koyup her hafta kaç kaşık yem atması gerektiğini anlatın. Akvaryum konusunda tecrübesiz
bir kişi rahatlıkla aşırı miktarda yem atıp suyun bozulmasına neden olabilir.
Tanıdığınız her hafta geldiğinde balıkları, akvaryum sıcaklığını, filtrenin ve varsa yem otomatının düzgün
çalışıp çalışmadığını bir kontrol etsin. Ölü balık varsa hemen akvaryumdan çıkarsın. Acil durumlar için
tatilde size erişebileceği bir telefon numarası bırakmayı da unutmayın.
Piyasada 3 haftaya kadar her gün, ayarlad ığınız saatlerde akvaryuma otomatik olarak kuru yem atan yem
otomatları bulunuyor. Bunların bazılarında yemler bir süre sonra nemlenip haznelerine yap ışır ve
akvaryuma dökülmezler. Böyle bir otomat satın almak isterseniz, nemlenmeye karşı önlem olarak
havalandırmalı, kaliteli bir aleti tercih etmelisiniz.
Işıklandırma
Sadece tatillerde değil, sürekli düzenli, belli saatlerde açılıp kapanan bir ışıklandırma için saatli zaman
şalteri kullanmanızı öneririz. Bunların elektrik kesintilerinde zaman ayarı bozulmayan şarjlı pilli türleri
tercih edilmelidir. Bitkiler için günde 10-12 saat ışıklandırma gereklidir. Işıklandırma saatleri düzenli
olursa bitkiler daha iyi gelişir, balıklar da daha huzurlu olurlar. Örneğin ışık ayarınız şöyle olabilir:
Sabah 9:00’da açılır, öğlen 13:00’da 2 saat mola verir, 15:00’da tekrar aç ılır ve 23:00’a kadar açık kalır.
Birçok kaynakta, öğlen verilen molaların bitki gelişimini etkilemezken yosun oluşumunu frenlediği
belirtilir. Eğer akvaryumunuzda bitki veya sadece yosunla beslenen bal ık türleri yoksa tatil süresince
ışıklandırmaya gerek yoktur.

Soru 4: Afrika Çiklitleri: Malawi-Tanganika Gölü akvaryumları nasıl olmalı?

Doğu Afrika’daki Büyük Rift Vadisi’nde 600 km boyunca uzanan Malawi Gölü, 26.000 km2’lik
yüzölçümüyle (İsviçre 41.293 km2) dünyanın büyük göllerindendir. Tabanının en alçak noktasında
derinliği 704 metreyi bulan bu göl, kayalık kıyıları ve zengin su altı yaşamıyla ünlüdür. Bu gölde yaşayan,
Afrikalıların Mbuna adını verdikleri endemik çiklit türleri, canlı renkleriyle mercan kayalıklarının
balıklarını andırırlar. Tipik bir Malawi sualtı görüntüsü: Yosunlarla kaplı yemyeşil kayaların önünde sarılı,
mavili, kırmızılı bir kalabalık Mbuna.
Sert ve alkali sular, kayalık dekor
Tanganika ve Malawi çiklitleri, iyi gelişebilmek için sert (özellikle bikarbonat sertliği) ve alkali (GH: 8°-
20°, pH 7.5-8.5, KH:10°-25° ) su şartları gerektirirler. Sudaki yabancı kimyasal maddelere ve ani sıcaklık
değişimlerine karşı hassastırlar. Özellikle üreme zamanları teritoryal (akvaryumda belirli bir bölgeye sahip
çıkan) olan Tanganika/Malawi çiklitleri için optik bölge sınırları ve saklanma yerleri oluşturmak için
akvaryuma kayalar yerleştirmek gerekir. Çoğu Tanganika/Malawi akvaryumu, arka planda su yüzeyine
kadar yükselen kayalarla dekore edilir. Bir miktar kireç içeren çak ıl, taş ve kayalar, akvaryum suyunun
sertliğinin korunmasına ve pH değerinin tamponlanmasına da hizmet ederler. Suyun pH değeri, kesinlikle
nötr noktasının aşağısına düşmemelidir. Su sıcaklığı: 22°-25° normal bakım, 26°-29° üreme.
Büyük akvaryumlar, etkin biyolojik filtrasyon, düzenli su de ğişimleri
Akvaryumların en az 200 litre hacimli olması önerilir. Hem Malawi, hem de Tanganika çiklitleri, sudaki
metabolizma atıkları olan amonyum/amonyak, nitrat, nitrit gibi azot bile şiklerine karşı son derece
hassastırlar. Etkin biyolojik filtrasyon ve düzenli su de ğişimleri (az ve sık) mutlaka gereklidir. Örneğin
haftada bir %10-15 oranında. Suyun kimyasal bileşiminde, balıklar için tehlikeli olabilecek ani değişimlere
yol açmamak için bir seferde değiştirlen suyun oranı %30’u geçmemelidir. Malawi/Tanganika
akvaryumlarında pH yüksek olduğu için, amonyum/amonyak düzeyinin sürekli dü şük tutulması ayrıca bir
önem kazanır.
Malawi çiklitlerinin davranışları göz önüne alındığında:
Malawi çiklitlerinin çoğu poligamik, yani çok eşlidir. Cinsel olgunluğa ulaşmış bir erkek, sahip çıktığı
bölgede birden çok dişiyle yumurtlayabilir. Doğada her balığa yetecek kadar alan vardır. Erkekler arası
kavgalar, çoğu zaman, bölge sınırlarındaki zararsız gövde gösterilerinden öteye gitmez. Akvaryumun dar
alanında ise zayıf balıklar, baskınları tarafından ölümüne hırpalanabilirler. Çözüm, bir akvaryumu tek bir
türe ayırıp, tek bir erkek ve birkaç dişiden oluşan küçük bir harem oluşturmak, ya da birkaç türü karıştırıp
saldırganlık davranışlarının dağıldığı büsbütün kalabalık akvaryumlar kurmaktır. Akvaryumda zayıf
balıkların saklanabilecekleri kovukların bulunması önemlidir. Birkaç türü karıştırırken boyları ve
saldırganlık düzeyleri biribirlerine yakın, buna karşın, istenmeyen melezleri engelemek açısından
görünüşleri benzemeyen türleri seçmek gerekir.
Uygun akvaryum şartları ve saklanma yerleri sağlandığında Malawi Çiklitlerinin çoğu karma
akvaryumlarda üreyebilirler. Döllenen yumurtaları dişi kuluçka süresince ağzında saklar. 20-24 günde
yumurtadan çıkan oldukça gelişkin yavrular, paniğe kapılınca tekrar annelerinin ağızlarına kaçarlar.
Artemia larvaları ve toz yemlerle kolayca büyütülebilirler.

Soru 5: Balıklara canlı yem verilmeli mi?

Etçil (carnivorous) Türler
Birçok akvaryum balığı türü, sağlıklı gelişip parlak renklere sahip olabilmek için canlı yemlere gereksinim
duyar. Örneğin, hiç canlı yem verilmeyen bazı çiklit türlerinin (yavrularını büyütenler) renklerinin soluk,
boylarının da küçük kaldığı gözlenir. Özellikle doğada sadece hayvansal gıdalarla beslenme alışkanlığında
olan etçil türlere (carnivorous) haftada en az bir kere canl ı yem vermeye gayret etmek gerekir. Tabi canl ı
yemin hastalık taşımayan bir cinsten olması şartıyla! Genellikler kirli yerlerde toplanan ve sindirim
sistemlerinde çeşitli parazitleri barındırabilen Tubifex kurtlarının besin değerleri yüksek olmakla beraber,
hastalık taşıma riskleri yüksektir. Özellikler Diskus gibi parazitlere karşı hassas türlere Tubifex vermemek
gerekir. Bu gibi balıklar için en ideal canlı yem, yetişkin Tatlı Su Karidesidir (Artemia).
Etçil/Otçul (omnivorous) Türler
Doğada hayvansal gıdaların yanında bitkisel besinlerle de beslenen (omnivorous), örne ğin canlı doğuranlar
gibi türlere ara sıra canlı yem vermek yararlıdır fakat şart değilidir. Kaliteli birkaç tür kuru yemin yanında
arasıra verilebilecek kıvırcık, haşlanmış ıspanak yaprağı gibi yeşilliklerle idare edilebilir.
Otçul (herbivorous) Türler
Bunun dışında, doğada sadece bitkisel besinlerle beslenme alışkanlığında (herbivorous) olan, örneğin bir
Tanganika Çikliti olan Tropheus gibi türlere, sindirim sistemleri al ışık olmadığı için canlı yem vermek
zararlı dahi olabilir.

Soru 6: Yeni satın alınan balıkları neden karantinaya almak gerekir, karantina nasıl yapılır?

Bu soruya yanıt olarak bir üyemizin (kendisinden izin alarak) bir forum yaz ısını yayınlıyoruz.
Toplu bir ölümle balıklarını kaybeden bir üyemize yanıt:
Karantina akvaryumu şart!
Ben de geçmişte sizinkine benzer üzücü tecrübeler geçirdim. Hepsi de istisnasız yeni balıklar aldığımda
başıma geldi. En üzücüsü de, yıllarca kayıpsız yaşamış, artık hiç birşey olmaz hissi veren balıkların, yeni
alınmış balıklar yüzünden birdenbire toptan telef olması. Bir dönem hastalıklarla ve ilaçlarla çok uğraştım
ama sıcaklığı yükselterek bertaraf edebildiğim beyaz benek hariç hiçbir tedaviden sonuç alamad ım. Yapı
olarak sabırsız ve üşengeç bir kişi olmama rağmen şu sonuca vardım: Yeni balıklar için bir karantina
akvaryumu şart!
250 litrelik bitkili bir akvaryumumun yanında 100 litrelik bir su dinlendirme ve 60x30x30 luk bir karantina
akvaryumum var. Taze suyu akvaryuma koymadan önce en az 1 hafta dinlendiriyorum ve AquaSafe gibi
bir su hazırlayıcı ekliyorum. İlk birkaç gün çalıştırdığım bir hava motoru kloru daha çabuk uçurarak bu
dinlenme sürecini sağlama alıyor. Karantina akvaryumu içindeki kum ve toprak saksı dışında normalde boş
duruyor. Yeni aldığım balıkları esas akvaryumdan aldığım suyla doldurduğum karantina akvaryumuna
koyuyorum. Hava motoruyla çalışan basit bir de sünger filtre takıyorum. Biyolojik arıtım olmadığı için
karantina akvaryumunun suyunun her gün %10unu esas akvaryumdan ald ığım suyla değiştiriyorum.
Böylece yeni balıkları bir hafta gözlüyorum. Eğer hiçbir hastalık belirtisi gözlememişsem sıra esas
akvaryumdan kolay üreyen birkaç balığı karantina akvaryumuna koymaya geliyor. Çünkü yeni bal ıklar
kendilerinin bağışıklı olduğu fakat diğer balıklar için tehlikeli olabilecek hastalıklar taşıyor olabilirler. Bir
hafta da böyle test ediyorum ve ancak yine hiçbir hastal ık belirtisi gözlenmiyorsa bütün balıkları esas
akvaryuma atıyorum. Bütün işlemleri artık ödün vermeden uyguluyorum. Son be ş yıldır ciddi kayıplar
vermedim. Rasboralarımın hepsi 3. yaşlarını geçtiler.
Diğer bir üyemizin konu hakkındaki yorumu: Oturmuş bir akvaryuma mecbur kalmadıkça yeni balık
koymamak en doğrusudur.

Soru 7: Akvaryuma kaç tane balık koyabilirim?

Akvaryuma hangi balıklardan ne kadar koyabilirim sorusuna cevap verebilmek için üç temel noktaya
dikkat etmek gerekir:
Seçilen balık türleri biribirleriyle uyumlu mu? Aynı akvaryuma koyacağınız balık türlerinin hem fiziksel
gereksinimler (yer ihtiyacı, sıcaklık, pH, GH, KH vs.) hem de davranış biçimleri açısından (beslenme,
saldırganlık, bölge büyüklüğü vs.) biribirleriyle uyuşmaları gerekir. Sonradan pişman olmamak için
kesinlikle görüntüsüne kapılarak anlık isteklerle balık almayın. Almayı düşündüğünüz balık hakkında
mutlaka önceden diğer akvaristlerden (forumlar), kitaplardan ve internetten bilgi toplay ın. Uyumlu türlerin
seçimi konusunda daha ayrıntılı bilgi için bakınız: Türlerin seçimi
Akvaryumunuzun büyüklüğü hangi türler için uygun? Balıklar sadece fiziksel nedenlerden değil, davranış
biçimleri nedeniyle de yere gereksinim duyarlar. Kendilerine dar gelen, hareket alanlar ını kısıtlayan
akvaryumlarda kendilerini huzursuz hisseder, genellikle de k ısa ömürlü olurlar. İyi akvaryum yayınlarında,
her balık türünün konulabileceği en küçük akvaryumun büyüklü ğü belirtilir. Önce hangi türlerin
akvaryumunuzda yaşatılabileceğini araştırın. Herhangi bir türü, kesinlikle kendisi için belirtilen minimum
ölçülerden küçük bir akvaryumda tutmay ın. Örnek olarak, yetişkin Melek Balıklarını 150 litreden,
Diskusları ise 200 litreden küçük akvaryumlara koymamak gerekir. Bu bal ıkları daha küçük akvaryumlarda
da yaşatmak ve hatta üretmek mümkündür. Fakat bu, aslanları kafeslerde esir tutup üretmeye benzetilebilir.
Bir akvaristin amacının sadece yaşatmak ve üretmek değil, türleri doğasına uygun şartlarda yaşatmak
olduğu unutulmamalıdır. Aksi halde akvaryumculuk düzeysiz ve bencilce bir u ğraş haline gelir. Genel bir
kural olarak, düzenli bakılabildiği sürece, akvaryum ne kadar büyük olursa bal ıklar o kadar sağlıklı ve uzun
ömürlü olurlar.
Her şeyi araştırdım, şimdi kaç balık koyabilirim? Boyları 4-5 cm’ye kadar olan küçük balıklar için
(akvaryumun iyi filre edilmesi şartıyla) şu basit kural verilir: Akvaryumun litre cinsinden hacmi kadar
toplam cm balık boyu Hesap yapılırken herzaman için balıkların yetişkinken varacakları boy dikkate
alınmalıdır.
Örnek olarak, 100 litre su alan bir akvaryuma yetişkin boyları 5 cm olan Platilerden 10 adet, 4,5 cm olan
Neon Tetralardan 11 adet konabilir. Böylece toplam bal ık boyu 99,5 cm olur.
Balık türleri büyüdükçe hacim/boy do ğru orantısı bozulur ve cm boy başına daha çok litre akvaryum suyu
gerekir. Boy başına gereken su hacmi biraz da türün özelliklerine (a ğırlığı, metabolizma hızı gibi) bağlıdır.
Örneğin yetişkin boyu 15 cm’ye ulaşan bir Melek Balığı için en az 25 litre su hacmi düşünülmelidir.
Yetişkin bir Diskus (15-20 cm) için ise en az 50 litre su hacmi önerilir. Genel olarak, boyu 9-10 cm olan
balıklar için en az 15 litre su hacmi düşünülmelidir.

 

Alıntıdır

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

clear formPost comment